Tanımı:
Erkeklerin yüz süsü ve makyajı sayılan sakal ve bıyık;ilk çağdan beri erkeklerin yaşadıkları bölge ve iklim koşulları,dinsel inançları nedeniyle sosyal statüleri gereği ve de isteklerine uygun yaptıkları şekil ve bakım uygulamalarıdır.
Kıl türlerinden terminal kıl(Sert kıllar)grubunda yer alan sakal ve bıyık kılları yüzün;yanak, dudak üstü ve altı, çene ve çene altı kısmındaki bölgelerde mevcuttur. Ergenlik döneminden itibaren sertleşip,büyüyen bu kıllar çeşitli aparatlarla cilt yüzeyinden temizlenir veya yüzün yapısına uygun şekillendirilir.
Tarihçe:
Sakal ve bıyık şekilleri M.Ö.2500-3000 yılları arasında eski Mısır kaynaklarında rastlanılmaktadır.Bu tarihsel süreçte,birçok toplumda çeşitli yasalarla sakal ve bıyık ya kestirilmiş ya da kesilmesi yasaklanmıştır.Yine sakal ve bıyık için geleneksel,dinsel inanışların etkili olduğu görülmektedir. Özellikle ordudaki yaptırımların sonucunda sert tartışmaların yaşandığı, toplumsal kabullere göre bırakılması veya kesilmesi aykırı bulunmuştur.Tıraş olma alışkanlığı yerleştikten sonra, sakal ve bıyık modelleri yüzün şekline uygun tıraş edilerek günümüze kadar gelişim göstermiştir. Bazı toplumlar, sakal ve bıyık bırakılmasını kabalık,barbarlık olarak nitelendirmişlerdir. Kimi toplumlar da kesilmesini uygun görmeyip inanışlara göre haram olduğunu öngörmüşlerdir.Müslümanlık dinine göre sakal ve bıyığın uzatılması, kesilmemesini ve düzenli bir şekilde şekillendirilip bakımlı tutulması sünnet sayılmıştır. Bununla ilgili Hz.Muhammed’in sözleri vardır.Aynı zamanda Hz.Muhammed’in sakal tıraşı olduğunda,yanındaki sahabelerin topladığı bu kıllar,anı olarak muhafaza edilmiş ve kutsal günlerde "sakal-ı şerif" olarak Müslümanlara gösterilerek günümüze kadar korunmuştur.
Osmanlı tarihine baktığımızda sakal ve bıyık bırakmak yaygın bir alışkanlıktı. Orduda yeniçerilerin bıyıklarını kesmeleri yasaktı. Türkler özellikle bıyığı mertliğin, yiğitliğin ve kahramanlığın sembolü olarak görmüşlerdir. Bıyıksız erkek itibar görmezdi. Türklerdeki bu anlayış günümüzde çok yaygın olmasa da bazı kesimlerde özellikle Anadolu’da geçerliliğini korumaktadır. Ergenlik çağında bıyığı belirmeye başlayan bireyin kimlik ve kişilik kazandığı kabul görmüştür. Türkler; 1.Dünya savaşından sonra, sakal ve bıyıklarını tıraş etmeye başlamışlardır. Avrupa ve Türkiye’de düzenlenen festivallerde sakal ve bıyık yarışmaları yapılmaktadır.
Sakal ve bıyık tıraşının önemi:
Erkeklerin cilt temizliği ve sağlığı bakımından önemli olduğu kadar, yüzün güzelliği açısından erkeğin süsü ve makyajı olarak da sakal ve bıyık tıraşı benimsenmektedir.
Giderek gelişen kozmetik teknolojisi gerek ürün olarak, gerekse modern araç-gereçlerle sağlıklı, hijyen kurallarına uygun kaliteli bir hizmeti sektöre sunmaktadır. Son on yıldır tekrar önem kazanan sakal ve bıyık modelleri yüz tipine uygun bir şekilde tıraş edilerek moda olarak gençler tarafından da benimsenmektedir. Fakat sakal ve bıyık tıraşının cilt sağlığı açısından ele aldığımızda aslında yapılan günlük tıraşın cilt yüzeyindeki ölü hücreleri temizlediği ve ciltteki gözeneklerin daha rahat solunum yaptığı ve ter bezlerinin sağlıklı çalıştığı gözlenmiştir. Bireyin işi gereği, yılda ortalama 150-160 kez sakal ve bıyık tıraşı olduğunu kabul edersek, ciltteki gözeneklerin kesici aletten dolayı yıpranacağı, tahriş olup zarar göreceğini dikkate almamız gerekir. Bunun içinde cildin yapısına uygun tıraş öncesi ve tıraş sonrası kozmetik ürünlerle bakım yapılması uygun olur. Günümüzde erkekler çekinmeden cilt bakım ve güzellik merkezlerinde veya modern araçlarla donanımlı kuaför salonlarında cilt bakımlarını yaptırmaktadırlar. Özellikle bakımlı erkek (metroseksüel) kavramı günümüz toplumunda yaygınlaşmaktadır. Kıllar şekillendirildiği zaman yüz görünümüne farklı ifadeler yükleyebiliyor. Daha olgun, erkeksi veya siyasi kimlik ifadeleriyle toplumda benimsenip tanımlanabiliyor. Sakal ve bıyık tıraşı işlemini yapacak kişi bu konuda deneyimli,bilgi ve beceriye sahip olmalıdır. Cilt türleri ve yapıları hakkında mutlaka bilgi sahibi olmalıdır. Sakal ve bıyık tıraşı çok dikkatli ve titiz bir çalışma ister, yapılan işlem, bireyin yüzüne uygulandığı için, hata kabul etmemektedir. Ciltte kalıcı iz bırakabilir.